“Trensiz ve kedisiz geçen hayatlar her zaman eksiktir" - ÖZGÜRÜZ

“Trensiz ve kedisiz geçen hayatlar her zaman eksiktir”

Haydarpaşa Garı yüzlerce yıldır nice başlangıçlara ve vedalara ev sahipliği yapıyor. Haydarpaşa Garı’nı korumak için seferber olan binlerce insanınsa çok değerli bir yoldaşı vardı:

Anadolu kedisi Abbas Duman

Ne yazık ki Haydarpaşa’nın yüzü ve en sadık yoldaşı Abbas Duman’ı geçtiğimiz aylarda kaybetmiştik. Abbas Duman, yaklaşık olarak 15-16 yaşlarındaydı, Haydarpaşa Dayanışması’nın düzenli olarak 6 senedir Haydarpaşa önünde yaptığı tüm eylemlerde o da vardı.

Geçtiğimiz günlerde Abbas Duman‘ın heykeli açıldı. Abbas artık makamında trenlerin gelmesini bekliyor.

Abbas Duman’a bu anlamlı vedanın ardından Haydarpaşa Savunması’ndan Tugay Kartal ile konuştuk. Abbas’ın hikayesini #ÖZGÜRÜZ’le paylaşan Kartaş, şunları söyledi:

“143 haftadır inadına bu mücadeleyi sürdürüyorlar. Aklı yerinde olan adamın her Pazar gününü bölerek buraya gelmesi akıllıca bir iş gibi gözükmüyor. Onun dışında Abbas’ın hayatına bakacak olursak Abbas Duman, bundan yaklaşık 16 sene önce sahibi tarafından gar lokantasına emanet edilen ruhu asil olan onurlu bir kediydi. Heykelinin konduğu noktadaydı kendisi. O park yeri onunda kimse oturamazdı oraya. Yalnızca birkaç günlüğüne oğluna emanet etmişti orayı. Onun dışında masalar sarkma, insanların yemeğini bulaşma gibi bir adeti yoktu. Kendi başına takılırdı. Abbas ismi ise kendine meyhane müdavimliğinden geliyordu. Duman ismi ise tüylerinin renginden diye biliyoruz. Kısaca onun için Abbas duman diyoruz. Dediğimiz gibi Abbas gerçekten duygusal bir kediydi; akşamları güneşin batışını izlerdi. Bu seyirler esnasında tek başına takılırdı. Yanına oturulmasına müsaade etmezdi. Kedilerin siyah beyaz gördüğü söyleniyor. Belki de o yüzden tüyleri de siyah beyazdı; belki de Beşiktaşlıydı.”

“Haydarpaşa’yı otel yaparak insanların düşlerini çalıyorlar”

Haydarpaşa’nın hikayesini bir şair gözüyle anlatan yazar ve şair Rabia Mine ise garın hikayesini şöyle anlatıyor:

“Özellikle son kuşak için değil belki ama belli kuşaklar için çok büyük anlamlar ifade ediyor. Ben de İstanbullu değilim. Çocukluğum Sivas’ta geçti. Fakat bir İstanbulludan daha fazla benim için bir anlam ifade ediyor. Şiirimde de bahsettiğim gibi dedem bir demiryolu emekçisiydi. Sivas’ta yaşardık o zamanlar. Onun bir permisi olurdu. Karne aldığımız gün garda alırdık soluğu ve uzun kara trenlerle senede 6-7 kez Haydarpaşa’ya gelirdik. Buraya girdiğim an benim için büyülü bir an olurdu. İstanbul gibi bir kentte buradaki hayallere açılan ilk kapı olurdu burası. Anlar, ayrılıklar, aşklar, filmler, Türkan Şoray ve kısacası her şey. Burayı alıp otel yaparak insanların düşlerini çalmak böyle bir şey herhalde. Geçmişe böylesine kara bir damga indirmeye çalışmak böyle bir şey. Ruh aramak biz şairlere kaldı belki herhalde ama başka bir şekilde tanımlayamıyorum artık bunu.”

Haber: Zübeyde Sarı

2018-08-07T12:20:35+00:00