Rehine diplomasisi - ÖZGÜRÜZ

Rehine diplomasisi

Can Dündar*

20 yıldır Türkiye’de bir Protestan kilisesinde rahiplik yapan Amerikalı Andrew Brunson, 1,5 yıl önce “yasadışı örgütlere yardım ve casusluk” suçlamasıyla tutuklandı. 20 yıla kadar hapsi isteniyor. Trump, geçen hafta –tabii tweet atarak- Brunson’un tutukluluğunun Türkiye için “gerçek bir utanç” olduğunu yazdı. Erdoğan’dan “bir şeyler yapmasını” istedi. Oysa Erdoğan mesajını geçen yıl vermişti:

“Bir papaz da sizde var. Siz onu verin, biz de bunun yargıda şeyini yapalım, size verelim.”

Erdoğan’ın Gülen’i kastederek sergilediği “Al papazı, ver papazı” yaklaşımı, hem Türkiye’de yargının nasıl iktidar emrine girdiğini, hem de bir süredir uygulanan “rehine diplomasisini” belgeliyor.

Aralık’ta Yunanistan, Türkiye’de darbecilikle suçlanan 8 askerden birine sığınma hakkı verince Ankara, hemen 2 Yunan askerini, “devriye sırasında sınırı geçtikleri” iddiasıyla tutukladı. İki başkent arasında pazarlık sürüyor.

Şu sıralar bu pazarlıklar, Ankara’daki Batılı elçilerin en zorlu uğraşları arasında… ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi Eric Edelman, “Defense for Democracies Vakfı” için hazırladığı “Erdoğan’ın Rehine Diplomasisi” başlıklı raporda, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından yabancı uyruklu 30’dan fazla kişinin tutuklandığını, 1 Haziran 2018 itibariyle 8’inin hala cezaevinde olduğunu yazdı. Bu rakama, Erdoğan’ın sınırları açma tehdidiyle pazarlık masasına yatırdığı 3,5 milyon mülteciyi de katmak gerek.

“Rehin alma”ya, son dönem iki yeni yöntem eklendi:

İnterpol’ün işbirliğiyle Batı’daki muhalifleri tutuklatma…

Ve Ankara’yla işbirliği yapan ülkelerden adam kaçırma… Geçen hafta, Türk Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, 100’den fazla Gülencinin operasyonlar sonucu Türkiye’ye getirildiğini açıkladı.

Berlin, bu yöntemlerin farkında; Hamburg’da yaşayan çifte vatandaş Ali Ekber Düzova, daha geçen hafta San Remo’da gözaltına alındı, Alman Dışişleri’nin devreye girmesiyle bırakıldı.

Deniz Yücel ve Peter Steudtner’ın Türkiye’de rehin alınması, Alman vatandaşı yazar Doğan Akhanlı’nın İspanya’da tutuklanması da Almanya’nın pazarlık sınırlarını ölçme çabasıydı.

Şu sıralar Ankara ile siyasi ve ekonomik ilişkileri düzeltmeye çalışan Berlin’e hatırlatmakta yarar var:

Uçak kaçırmalarda, yolcuları rehin alan korsanlarla pazarlık yapanlar iyi bilir: Bir kez taviz verdiniz mi, arkası gelir. Yapılması gereken, yolcuların hayatını riske atmadan, tavizsiz bir kararlılık sergilemektir.

Türkiye’deki rehineleri kurtarmak ve yeni rehinelerin alınmasını önlemek için Erdoğan’ın şantajlarına karşı koyacak ilkeli bir politikaya ihtiyaç var.

İki ülke ilişkilerinin düzelmesi herkesin yararına; ancak ilişkiler, insan haklarına, hukuka, demokrasiye dayalı bir zeminde gerçekleşmezse iki ülke de zarar görür. Ve bu zarar, Mesut Özil’in çektirdiği fotoğrafın çok ötesinde bir fatura çıkarır.

*Can Dündar’ın Zeit’da yayınlanmış yazısıdır. Buraya tıklayarak yazıların tamamına ulaşabilirsiniz.

2018-07-27T13:52:37+00:00