Hamzaoğlu: "Gerçekten trajikomik bir durumla karşı karşıyayız" - ÖZGÜRÜZ

Hamzaoğlu: “Gerçekten trajikomik bir durumla karşı karşıyayız”

Savaş karşıtlığı nedeniyle Afrin harekatına karşı çıkan ve bu yüzden tutuklanarak 5 ay cezaevinde tutulan Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu beş gün önce tahliye edildi.

Tutuklanmasından tahliye edilmesine kadar olan süreci #ÖZGÜRÜZ’e anlatan Hamzaoğlu, yaşadığı süreci trajikomik olarak değerlendirdi.

İlk olarak tutuklama sürecine ve Afrin Operasyonu’na dair kaleme aldıkları bildiriyi değerlendiren Hamzaoğlu, şunları söyledi:

“Terör örgütü propagandası, halkı kin ve nefretle bölmeye çalışmak gibi barış talebine yüklenemeyecek suçlarla dava açıldı. Biliyorsunuz 4 Şubat günü itibariyle 9 kurumun imzasıyla Afrin’e yönelik operasyonun gerçekleşmesinin insanların yaşamıyla ilgili olarak büyük riskler taşıdığını ve onun yerine barışın sürdürülmesi adına barış talebini, mücadelesini ve savaş karşıtlığını içeren bir metin yazdık. Dolayısıyla bu boyutuyla ele aldığımız zaman gerçekten trajikomik bir durumla karşı karşıyayız. Çünkü dava aynı zamanda ağır cezaevi davası. Yani ateşli bir silahla ya da bıçakla birini öldürenle aynı yerde yargılandık. Eğer kullandığınız suç aleti bir tabanca olsaydı, hemen kolluk onu ele geçirir, kanıtlar ve başsavcılık bunun ne olduğuna bakar, inceler vb. işlemler yapılırdı. Suç aleti olarak tanımlanan basın açıklamasıysa benim mahkemeye çıktığım gün dahil bulunduğu yerdeydi. Gerçekten o metin içeriği söyledikleri suçlamalara haiz olsaydı, sanırım onu baştan ortadan kaldırırlardı.”

“Bu Türkiye’de olağanlaşmış bir cezalandırma yaklaşımı”

5 ay cezaevinde tutulduktan sonra ilk duruşmada tahliye edilme kararını değerlendiren Hamzaoğlu, “Bu Türkiye’de olağanlaşmış bir cezalandırma yaklaşımı. Evet, gerçekten sonuçta bu heyet de iddia makamının ifade ettiği metni kabul edip etmeme diye geçen süre içerisinde tensip tutanağı hazırlarken de bu dosyayı gerçekten mesleki anlamda incelemiş olsalardı, dosya önlerine geldikleri zaman böyle bir davanın açılmaması gerektiğini anlayabilirlerdi. Bu bakımdan trajikomik bir tabloyla karşı karşıyayız. Böyle bir suç aletinin varlığının bile söz konusu olmadığı bir durum yaşıyoruz. Yani o metnin terör örgütü propagandası olması için doğrudan doğruya devlete silahla yapılacak müdahaleleri teşvik etmesi gerekir. Ama biz diyoruz ki bu barış metni.” dedi.

“Cenazeye çok insani ilişkilerle gidip geldik”

Tutuklu olduğu sırada annesini kaybeden ve cenaze sırasında basına demeç vermesi engellenen Hamzaoğlu, durumu şöyle anlattı:

“Çok tatsız ve insan hayatı içerisinde sıkıntılı dönemler. 85 gün kadar hastanede, yoğun bakımda kaldığı halde ne soruşturma savcısı ne de asliye ceza hukuku mahkemesinin hakimleri bu durumu görmek istemediler. Aksine o insani özelliklerin ortadan kalkması için çaba gösterdiler; bir başka cezalandırma içindi. Oraya beni götüren jandarma heyetinin tutumu mevzuat üzerinden yapılan bir tutumdu. Çünkü ben biliyorum ki onlar bu açıklamalar yapıldığında haklarında soruşturma açılması yönünde bir korku yaşıyor; doğal olarak. Ekiple çok insani ilişkilerle gidip geldik. Oradaki o tutumda onların kendilerinin dile getirdikleri boyuttu. Hakikaten baskı ve şiddet sadece muhaliflere değil, sistem kendi çalıştırdığı personelleri kendi istediği gibi yönetebilmek için de baskı ve şiddet uyguluyor. Esasında cenaze sırasında beni konuşturmayan kolluğun tutumu da tamamen bundan kaynaklanıyor.”

“İyi halden dolayı kravat takmam engellendi”

Mahkemede yaptığı konuşmada kravat takmasının engellendiğini ifade eden Hamzaoğlu, “Ben 35 yıldır her mesai günü işe ve toplantılara giderken kravat takarım. Böyle alıştım. Kendimden böyle memnunum. Cezaevinde duruşmaya gelirken de böyle bir kıyafetle gelmeyi planlamıştım. Arkadaşlarım da bunu hazırlamışlardı. Ben sabahleyin 7’ye 5 kala civarında koğuştan alındığımda da kravat ve ceketliydim. Normal bir işe gider gibi giyinmiştim. Çünkü bir konuşma yapacaktım; savunma değil ama. Kıyafet olarak da onun hazırlığını yapmıştım. Hapishaneden çıkmak üzereyken bir görevli fark etti sanırım ve bu sebeple beklettiler; amirleri geldi. Sonra dediler ki siz kravatınızı çıkaracaksınız, bu sebeple koğuşa dönüyoruz. Ben de cezaevi içeriğindeki mevzuatı belirterek iki kravat hakkım olduğunu, dolayısıyla kravat kullanmakla ilgili sorun yaşamamam gerektiğini ifade ettim. Onlar da sorunun cezaevi ile ilgili olmadığını söylediler. Ankara Cumhuriyet Başsavcısı, bütün cezaevlerine yazı göndererek mahkumların kravatla duruşmalara gönderilmemesi konusunda emir vermiş. Gerekçesi de kravat takmanın iyi hal kabul ediliyor olmasıymış. Hakikaten trajikomik.” ifadelerini kullandı.

Haber: Onur Öncü

2018-07-24T12:53:02+00:00