“Baskı var ama cesaret insanı korur”

 

İSTANBUL  – Kapatılan Özgür Gündem gazetesinin Eş Genel Yayın Yönetmenliği yaptığı için kendisine 98 bin TL para cezası verilen İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı avukat Eren Keskin’e şimdi de “Cumhurbaşkanı’na hakaret” iddiasıyla 7 bin TL daha para cezası verildi. Keskin, kesinleşen para cezalarının 105 bin TL olduğunu ve bu miktarın ise İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) tarafından taksitli ödendiğini açıkladı. Keskin, “Cesaret insanı koruyan en önemli olgudur ve ben bunu her zaman söylüyorum. Biz cesur olmak zorundayız çünkü bizim başka hiçbir silahımız yok.” dedi.  

Hakkında açılmış 143 dava olduğunu söyleyen Keskin, “3 yıl süreyle Özgür Gündem gazetesinin Genel Yayın Yönetmenliğini yaptım. Bu görevi fiilen yapmadım sadece görünürde ismim orada yazılıydı. Bir gönül bağım olduğu için bu gazeteyle ben adımın yazılmasını kabul ettim. Barış sürecinde hiç dava açılmıyordu ancak daha sonra bombardıman gibi davalar açılmaya başladı. 143 davam var. Bunların arasında bitenler var.Yargıtay’da 5 yıl hapis cezam ve 100 bin tl para cezam var. Kesinleşmiş 105 bin lira para cezam var. Bunların dışında da devam eden davalar var. Bunlardan hem hapis hem para cezaları kesilecek olanlar var.  O kadar çok ki düşünce ve ifade özgürlüğünün belki de net göstergesi benim durumum diye düşünüyorum” dedi.

 

“Yurt dışına gitmeyeceğim”

Dava ve soruşturmalar ile muhalefetin sindirilmek istendiğine dikkat çeken Keskin, “Ses çıkartırsan ya cezaevine girersin yada yurt dışına kaçmalısın diyorlar. Ben 1995 yılında Kürdistan ifadesini kullandığım için cezaevine girmiştim. Bakın bugün artık herkes Kürdistan sözcüğünü kullanıyor. Belki bugün bizim cezaevine girme nedenimiz olan anlatımları da ilerde herkes gülerek hatırlayacak. Bunlardan da cezaevinde yatılır mı diye gülecekler. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti devleti bir politikası doğrultusunda devam etmiyor. Güne göre değişen politikaları var Türkiye Cumhuriyetinin. Bizleri hem korkutmak hem yıldırmak, sindirmek ve kaçmamızı sağlamak için açılan davalardır. Devlet bizim gibi insanların gitmesini istiyor. Çünkü biz susmuyoruz bunu çok iyi biliyorlar” ifadelerini kullandı. 20 yıl boyunda insan hakları mücadelesi yürüttüğünü söyleyen Keskin, yurt dışına gitmeyeceğini gerekirse cezaevine gireceğini söyledi

“Paralar dayanışma ile ödeniyor”

Kesinleşmiş para cezalarını ödeyemeyeceğini söyleyen Keskin, “Ne evim var ne arabam var nede param var o nedenle bu cezaları ödeyecek gücüm yok. Ama İnsan Hakları Derneği ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı ortak bir çağrı yaptılar. Uluslararası insan hakları örgütlerinin ortak çalışmaları var. Şu an bu paralar taksitle ödeniyor. Benim için çok acıyor bu durumdan. Bunları nereye kadar ödeyebiliriz bilmiyorum ama ödeyemediğimiz noktada yine cezaevine gireceğim” dedi.

“Pes etmeye niyetimiz yok”

Bugün yaşanan baskıların aynısını 90’lı yıllarda da yaşadığına dikkat çeken Keskin, “Daha ağırını yaşadık. O zamanda çok yoğun hak ihlalleri vardı. Tabi devletin zihniyetinde hiçbir değişiklik yok. Tarzı ve uygulamalarında değişiklik olmaya başlıyor. Şu an da çok baskı altındayız. Hepimizin hakkında davalar var. Sokak gösterilerine neredeyse hiç izin verilmiyor. Önceki hafta bizim genel başkanımız ve yöneticilerimiz bile gözaltına alındılar. Yani insan hakları savunucularının önü tamamen kesilmiş durumda. En önemlisi de biz sesimizi kamuoyuna duyuracağımız imkanlarımız elimizden alınmaya çalışıldı. Birçok tv gazete kapatıldı. Ama çareler bitmiyor. Siz ve sizin gibi yayın organları var. Eğer bir kişi ve kuruum mücadelede kararlıysa bunun yolunu mutlaka buluyor. O nedenle baskılar bir çözüm olmuyor. Cesaret insanı koruyan en önemli olgudur ve ben bunu her zaman söylüyorum. Biz cesur olmak zorundayız çünkü bizim başka hiçbir silahımız yok. Tabi ki çok zor durumdayız. Çok zor koşullar altında mücadele ediyoruz ama pes etmeye niyetimiz yok” sözlerini kullandı.

 

“Kadınlar her alanda örgütlenmeli”

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Uluslararası Dayanışma Günü’ne ilişkin ise Keskin şu ifadeleri kullandı: “Hem bizim coğrafyamızda hem de dünyanın birçok yerinde çatışma süreçleri yaşanıyor. Çatışma süreçlerinin olduğu yerlerde şiddetin ilk vurduğu kesim de kadınlar oluyor. Kadınlar tüm çatışma ve savaşların mağduru durumunda. Bizim coğrafyamızda hükümet eliyle şiddet çok meşrulaştırılmış durumda. Hükümet eliyle işkence edilen kişilerin fotoğrafları yayınlanıyor. Örneğin jandarma kendi sayfasında yayımlıyor bunları. Bunların altında iyi yaptınız diyen toplumsal gerçekliğimiz var. Bu devlet eliyle şiddetin meşrulaştırılması demektir. Kadın cinayetleri neden bu kadar arttı? Her erkek böyle bir durumda önce gidip kendi eşini ve çocuğunu dövüyor. Bunun sistemden ayrı tutmamız mümkün değil. Resmi şiddetin artığı ortamlarda ev içindeki şiddette daha fazla artıyor. 25 Kasım da toplumsal cinsiyete dayalı her türlü yaklaşımın insan haklarına aykırı olduğunu düşünüyorum. Kadınlara her alanda ayrı örgütlenmeyi öneriyorum. Türkiye’yi de hem kendi iç hukukuna hem de altına imza attığı uluslararası sözleşmelere uymaya çağırıyorum.”

 

 

 

VİDEOYU İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN

VİDEO HABER : ZÜBEYDE SARI / ONUR ÖNCÜ

 

© ozguruz1.org Türkçe

Tarih 22.11.2017

2018-02-13T11:18:00+00:00